YÖK üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek, 200'den fazla kalemden oluşan koleksiyonunu sergilemeye hazırlanıyor. Birçok devlet adamının önemli imzaları attığı kalemler şu anda Muhittin Hoca'nın elinde.
Kalemin kağıda aşkını anlatan bir kitabı da bulunan ve "Kalemi kıymetli yapan onun kullanandır." diyen Şimşek'in çocukları da kendisi gibi kalem tutkunu. Tatil günlerinde birlikte oturup kalemlerin bakımını yapıyorlar.
YÖK üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek, tarihî olaylara tanıklık etmiş bir kalem gördüğü zaman dayanamıyor, mutlaka sahip olmak istiyor. Öyle ki bu merakı sayesinde 200'den fazla kalemden oluşan bir koleksiyon sahibi olmuş. Birçok devlet adamının önemli projelere imza attığı kalemler şu anda Muhittin hocanın elinde. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde kullandığı kalem, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile Hüseyin Çelik ve YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın önemli imzalarda kullandıkları kalemler bunlardan sadece birkaçı. Muhittin hoca, rahmetli Turgut Özal'ın meşhur altın kalemini almak istemiş. Hatta Ahmet Özal kendisine söz vermiş, yakında sahip olacağını düşünüyor. Muhittin Bey şu sıralar bu kalemlerden oluşan bir sergi hazırlığı içinde. Adını da 'Tarihî Yazan Kalemler' koymuş. Sergilenecek kalemlerin hikâyesini de yazan Muhittin hocanın kalem sevgisi o kadar ileri gitmiş ki, kalem ile kâğıdın serüvenini anlatan bir kitap bile kaleme almış. 'Ezelden İki Sevgili; Kalem ile Kâğıt' ismini verdiği bu çalışma, önümüzdeki günlerde İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından yayınlanacak. Şimşek'in bu çalışması TRT tarafından da 'Saklı Kentin Sırdaşı' adıyla senaryolaştırılarak 4 bölümlük belgesel haline getirilmiş ve yayınlanmıştı.
Muhittin Şimşek, 'en kıymetli kaleminin hangisi' olduğu sorusuna duraksamadan, "Sayın Başbakanımızın hediye ettiği Cross marka kalem." cevabını veriyor, "Kalemi kıymetli yapan onu kullanandır." eklemesi yaparak. 200'ün üzerinde kalemi için evine bir büfe yaptıran hocanın çocuklarında da kalem aşkı başlamış. Tatil günlerinde onlarla beraber kalemlerin bakımını yapıyor.
Kalemle tanışması 'kanlı' olmuş
Muhittin Hoca henüz ilkokula bile gitmezken babasının, ağabeyinin kurşun kalemlerini jiletle açtığını hatırlıyor: "Babam abimin kalemini açarken, ben büyük bir hayranlıkla onu izler ve bir an önce büyüyüp okula gitmek isterdim. Bir gün, gizlice abimin çantasından kalemini aldım. Babam gibi jiletle kalemi sivriltmeye başladım. Bir, iki, üç derken dördüncü hamlede jilet kaydı elimden. Kalemi tutan elimin işaret parmağında ciddi bir kesik vardı. Korkumdan kimseye de söyleyemiyordum. Ama kan o kadar akıyordu ki, rahmetli anneme gittim. Panikledi. Ama analara mahsus çözüm üretme kabiliyetiyle, alelacele tuzlu hamur yapıp yarama bastı, bağladı. O yaranın izleri hâlâ parmağımda..."
Bu küçük kaza Muhittin hocayı kalemden soğutmamış. İlkokula başladığında çantasındaki, renk renk kuru kalemleri ve yazı kalemlerinin nefis tahta kokusunu, ilkokula giden oğlunun çantasında alıyor şimdi.
İkinci sınıfta katıldığı bilgi yarışmasında birinci olan Muhittin hocaya, bir 'Scrikss' dolma kalem hediye edilmiş. Hemen kırtasiyeye gidip mürekkep alan Muhittin Bey, o günkü heyecanını hâlâ hatırlıyor: "Muhteşem bir sevinç vardı içimde. Dolma kalemin arkasındaki vidalı pompa kısmını çevirdim, birkaç kere mürekkebi doldurup boşalttım. Daha iyi yazsın diye. Hemen oturdum, altına çizgili kâğıt koyduğum çizgisiz bir kâğıda yazı yazmaya başladım. Bu yazı, dolma kalemle babama yazdığım ilk mektup idi."
Kalemin aşkını kitap yaptı
Dolma kalemle yazmak bir tutku haline gelir Muhittin hocada, hatta üniversite yıllarında aynı kalemle tutar günlüklerini. Üçüncü sınıfta iken kalemini dinlendirip yeni bir kalem edinmenin vaktinin geldiğini fark eder: "Pahalı olduğu için kırtasiyelerden alamazdım. Beyazıt'taki çınar altına sıkça gitmekten zevk alırım. Orada ikinci el kalemler vardı ucuza. Parker marka bir dolma kalem aldım. Kullanılmış ama sağlamdı (halen durur)."
Hocanın kalem tutkusu iş güç sahibi olduktan sonra da devam eder. Artık kendine göre bir koleksiyonu bile vardır. Zamanla arkadaşlarının desteğiyle hatırı sayılır bir koleksiyona sahip olur. Son beş senedir de, kalemle ilgili doküman toplamaya başlar, kalemin tarihçesini yazmaya niyetlenir. Muhittin Hoca kitap çalışmasının hikâyesini şöyle anlatıyor: "Çalışma, önce kalemin kronolojik olarak tarihçesini inceliyordu. Ortaya çıkan o çalışmayı bir okuyucu gözü ile değerlendirdiğimde, çok akademik bulmuştum. Oysa, öyle bir çalışma olmalıydı ki hem akademik, hem de edebi. İkinci çalışma da hoşuma gitmedi. Bir yerlerde eksiklikler vardı. Neden sonra anladım ki yemeğin baharatı eksik. Çalışma, hem kalemi anlatsın, hem okuyucuyu sıkmasın, hem de içinde 'aşk' olsun. İşte tam da bu noktada kalemin kendi dilinden kâğıda aşkı anlatılmalıydı, kendi kendini anlatırken. Ve sonra bu çalışma ortaya çıktı."